İçeriğe geç

TERİNİZ KÖTÜ MÜ KOKUYOR? SEBEBİ BESLENMENİZ OLABİLİR!

    Birçoğumuzun kabusu; gün ortasında, otobüste, kalabalık bir toplantıda ya da spor salonunda, kolumuzu kaldırdığımızda burnumuza gelen o nahoş koku… Utandırır, sıkıştırır hatta sosyal hayatımızı bile etkiler. Ter kokusunu genellikle hijyenle ilişkilendiririz. Oysa işin aslı sadece sabun ve deodorantta bitmiyor. Çünkü ter kokusunun kökeni, büyük oranda beslenme şeklimizde yatıyor.

    Ter kokusunu yaratan şeyin terin kendisi olmadığını biliyor muydunuz?

    Evet, terin kendisi aslında büyük oranda sudur ve neredeyse kokusuzdur. Sorun, ter bezlerinden çıkan bu sıvının cildimizdeki bakterilerle buluşması ve bazı maddelerin parçalanmasıyla ortaya çıkıyor. İşte bu noktada, yediğimiz ve içtiğimiz şeyler devreye giriyor.

    Terimizi “kokutan” besinlere ve beslenme alışkanlıklarına biraz daha yakından bakalım…

    Kokuyu Tetikleyen Besinler

    Sarımsak, Soğan ve Baharatlı Yiyecekler

    Bu yiyecekler güçlü aromatik bileşikler içerir. Özellikle kükürtlü bileşikler, vücuttan ter ve solunum yoluyla atılır. Yani sadece teriniz değil, nefesiniz de etkilenir. Hatta bazı çalışmalarda, sarımsakta bulunan “allicin” maddesinin, parçalandığında kükürt bileşikleri oluşturduğu ve ter kokusunu artırdığı gösterilmiştir.

    Kırmızı Et

    Çok ilginçtir ki, bazı bilimsel araştırmalar kırmızı etin ter kokusu üzerinde etkili olabileceğini ortaya koyuyor. Birkaç yıl önce yayımlanan bir çalışmada, kırmızı et tüketen erkeklerin ter kokusu, et yemeyenlere göre daha az hoş bulunmuş. Nedeni ise etin sindirimi sırasında ortaya çıkan bazı atık bileşikler. Kırmızı etin fazla tüketimi vücudu asidik hale getirir ve bu durum da ciltteki bakterilerin daha hızlı çoğalmasına zemin hazırlayabilir.

    Alkol

    Alkol, ter ve nefes yoluyla atılır. Özellikle fazla tüketim sonrası, “alkol kokusu” sadece nefeste değil, terde de kendini belli eder. Alkol ayrıca karaciğerde parçalanırken asetaldehit gibi kokuya sebep olan yan ürünler oluşturur.

    Kafein

    Kahve, çay, enerji içecekleri… Kafein, sinir sistemini uyarır, ter bezlerini aktif hale getirir. Aşırı tüketim, terlemeyi artırarak kötü kokuya sebep olabilir. Ter daha bol geldiği için bakteriler için de daha “bereketli” bir ortam oluşur.

    Şekerli ve Rafine Karbonhidratlar

    Fazla şeker ve rafine karbonhidrat tüketmek, vücudun insülin dengesini bozar. Bu durum hormonal dalgalanmalara, dolayısıyla terlemeye ve kokuya yol açabilir. Ayrıca şeker, ciltteki bakterilerin beslenmesini kolaylaştırır.

    Bazı Çapraz Besin Hassasiyetleri

    Örneğin “trimetilaminüri” adı verilen nadir bir genetik rahatsızlıkta, vücut trimetilamini (balık kokusu gibi kokan bir bileşik) parçalayamaz ve bu koku terle, nefesle ve idrarla atılır. Balık, yumurta, bazı baklagiller bu durumu şiddetlendirebilir. Çok nadir görülse de aşırı ve kalıcı ter kokusunun altında bazen böyle metabolik rahatsızlıklar olabilir.

    Beslenmeyle Ter Kokusu Nasıl Azaltılır?

    Su tüketimini artırın. Yeterli su içmek, toksinlerin seyreltilmesine yardımcı olur. Terinizin kokusu da hafifler.

    Yeşillikler, maydanoz, nane gibi klorofil içeren yeşil yapraklı sebzeler, ter kokusunu hafifletebilir. Maydanoz, doğal bir “deodorant” gibidir.

    Probiyotik besinler tüketin. Yoğurt, kefir gibi fermente besinler bağırsak florasını dengeler. Kötü kokular bazen bağırsak kökenli bileşiklerden kaynaklanabilir.

    Alkol ve kafeini sınırlayın. Sosyal yaşamda tüketimi keyifli olsa da ter kokusunu artırdığı unutulmamalıdır.

    Rafine şekerden kaçının. Rafine şeker tüketimi, kan şekeri dalgalanmalarına sebep olur ve dolayısıyla hormonal dengesizlikler ter kokusunu artırabilir.

    Ter Kokusu Hastalık Habercisi Olabilir Mi?

    Ter kokusu çoğu zaman beslenmeyle bağlantılı olsa da bazen vücudun daha derin bir soruna işaret eden uyarı sinyali de olabilir. Özellikle karaciğer hastalıkları, bu konuda en önemli noktalardan biridir. Karaciğer, vücuttaki toksinleri temizleyen en büyük “kimya laboratuvarı” gibidir. Karaciğer fonksiyonları bozulduğunda, amonyak gibi bazı zararlı maddeler yeterince atılamaz ve vücutta birikerek ter yoluyla dışarı atılmaya çalışılır. Bu da terin keskin, ağır ya da farklı kokmasına sebep olabilir.

    Böbrek rahatsızlıkları da benzer şekilde etkili olabilir. Böbrekler, kanda biriken atıkları süzer. Böbrek fonksiyonları yetersiz çalıştığında, bu atık maddelerin bir kısmı terle atılır ve terin kokusu değişebilir. Bazı kişilerde ter, hafifçe amonyak kokabilir.

    Ayrıca, diyabet gibi metabolik rahatsızlıklar da ter kokusunu değiştirebilir. Kan şekeri kontrolü bozulduğunda, vücut enerji için yağları kullanmaya başlar ve keton denilen maddeler ortaya çıkar. Ketonlar, terin ve nefesin aseton gibi kokmasına yol açabilir.

    Dolayısıyla, kötü ya da farklı kokan ter yalnızca sosyal bir problem değil, bazen bir hastalığın habercisi de olabilir. Özellikle koku aniden değiştiyse, günlük hijyeninize ve beslenmenize rağmen geçmiyorsa ya da çok keskin ve alışılmadık kokuyorsa, mutlaka bir doktora başvurmakta fayda var.

    Özetle;

    Ter kokusu utanç verici olabilir ama çözümsüz değildir. Bazen yalnızca deodorant değiştirerek, bazen de tabağımızdakileri gözden geçirerek büyük fark yaratabiliriz. Vücudumuzun verdiği sinyalleri hafife almayalım. Çünkü terimiz bile bize sağlığımız hakkında çok şey söylüyor!

    Bedenimize iyi baktıkça kokumuz da ruhumuz da güzelleşir.

    Sağlıklı günler dilerim.