İçeriğe geç

EN İYİ DİYETİSYEN EN ÇOK KİLO VERDİREN MİDİR?

    Günümüzde sosyal medyayı açtığınızda karşınıza çıkan diyet reklamlarını bir düşünün…

    “1 ayda 12 kilo!”,
    “3 haftada incelten sihirli liste!”,
    “Danışanım 10 günde 7 kilo verdi!”

    Başarı kriteri olarak hep aynı şey pazarlanıyor: TARTIDAKİ SAYI.

    Peki bu gerçekten başarı mı? Bir diyetisyen olarak size açıkça söyleyeyim: Hayır. Hatta çoğu zaman bu, sağlığın pahasına elde edilen geçici bir sonuçtan ibarettir.

    Kilo Verdirmek Kolaydır Ama Doğru Kaybı Sağlamak Uzmanlık İster

    Kulağa şaşırtıcı gelebilir ama her kilo kaybı başarı değildir. Evet, yanlış okumadınız. Bir insanı çok düşük kalorili bir listeyle, tek tip beslenmeyle veya şok bir programla kısa sürede tartıda hafifletebilirsiniz. Bu bir beceri değildir. Çünkü kilo kaybetmenin yolu basittir. Harcadığınızdan daha az kalori aldığınızda doğal olarak kilo verirsiniz.

    Vücut, yeterli protein ve enerji alamadığında ilk önce kasları yıkmaya başlar. Şişkinlik azalınca su kaybı olur. Lif ve karbonhidrat azalınca glikojen depoları boşalır.

    Tartıdaki eksilen sayının çoğu işte bunlardır: Kas + Su + Glikojen

    Bunların hiçbiri “sağlıklı yağ kaybı” değildir.

    O yüzden bir danışanım bana “İlk kilo verme sürecimde 1 haftada 5 kilo vermiştim ama çok çabuk geri aldım” dediğinde şaşırmıyorum. Çünkü verilen şey zaten “kilo” değil, dokuların enerji için yakılması, yani vücudun alarm moduna geçmesiydi.

    Bir de son yıllarda kendini “beslenme koçu”, “yaşam koçu” olarak tanıtıp üniversite diploması değil sertifikalarla kendini uzman ilan eden, çeşitli ürünlerle hızlı kilo verdirdiğini iddia eden kişiler çoğaldı. Bu kişiler, bilimsel değerlendirme yapmadan, sağlık geçmişini bilmeden, metabolik riskleri incelemeden yalnızca sattıkları ürünün etrafına bir “kilo verme hikayesi” kuruyor. Tartıda birkaç kilonun eksilmesi ise bu tabloyu başarı gibi gösteriyor. Oysa gerçek diyetisyenlik; ürün dayatmak değil, kişiyi bütüncül ele almak, kan değerlerine, yaşam tarzına ve beden kompozisyonuna göre sağlıklı ve sürdürülebilir bir yol çizmek demektir. Kısacası herkes ürün satabilir, herkes “kilo verdiriyorum” diyebilir; ama bu, yapılan şeyin bilimsel ve güvenli olduğu anlamına gelmez.

    “Her Kilo Verdiren Diyetisyen Gerçek Başarı Sağlar” Mı?

    Bir diyetisyenin iyi olup olmadığı; bir ayda kaç kilo verdirdiğiyle, sosyal medyada paylaştığı önce–sonra fotoğraflarıyla ya da danışanlarının tartıdaki sayılarıyla ölçülemez.

    Çünkü asıl hedef, danışanın bedenini koruyarak, hormon dengesini bozmadan, psikolojisini yıpratmadan, sosyal yaşamını kesmeden ve en önemlisi sürdürülebilir şekilde değişim yaratmaktır.

    Gerçek başarı; yağ kaybettirmek, kas kütlesini korumak (hatta artırmak), kişiye özel bir plan oluşturmak, öğrenilebilir beslenme davranışı kazandırmak, danışanı bağımlı hale getirmeden yol göstermektir.

    Bunlar ise hızlı listelerle, 3 günlük kabak diyetleriyle veya “detoks” adı altında sunulan düşük kalorili planlarla mümkün değildir.

    Diyetisyen Seçerken En Önemli Kriter “Çok Kilo Verdirmesi” Midir?

    Diyetisyen seçiminde en hızlı sonucu değil, en sağlıklı sonucu amaçlamalısınız.

    İyi bir diyetisyen:

    Sizi anlamadan liste vermez.Yaşam tarzınızı, uyku düzeninizi, iş yoğunluğunuzu, tıbbi durumlarınızı, beslenme geçmişinizi bilmeden liste yazan birinin hızlı kilo verdirebilmesi sizi etkileyebilir… ama bunlar sürdürülebilir değildir.

    Yalnızca tartıya değil, beden kompozisyonuna bakar.Tartıdaki sayı tek başına hiçbir şey anlatmaz. Vücudunuzdaki yağ-kas-su oranı, değişimin gerçek göstergesidir.

    “Hadi daha fazla verelim!” baskısı yerine sağlığı ön planda tutar. Bir diyetisyen sizi aç bırakıyorsa, sürekli kısıtlıyorsa, yemeklere suçluluk yüklüyorsa o süreç zaten uzun vadede sürdürülebilir değildir.

    Size “beslenmeyi öğretir.” Doğru diyetisyen, sizi kendisine bağımlı kılmaz.

    Verdirdiği kilonun geri alınmamasını hedefler. Eğer verdiğiniz kilonun yarısından fazlası su ve kas kaybıysa, elbette geri alırsınız. Bu yüzden önemli olan “ne kadar verdiğiniz değil, neyi verdiğiniz”dir.

    Hızlı kilo kaybı; metabolizmayı yavaşlatır, kas dokusunu zedeler, bağışıklığı düşürür, psikolojik açlık yaratır, hormonal dengeyi bozar ve en önemlisi verilen kiloları kısa sürede fazlasıyla geri aldırır.

    Kilo vermek bir maraton gibidir; kısa mesafe koşusu değil. O yüzden işini hakkıyla yerine getiren diyetisyen, danışanının sağlığıyla oynayarak geçici başarıya imza atmak istemez.

    Peki En İyi Diyetisyen Kimdir?

    Sizi dinleyendir. Sizi anlamaya çalışan, yaşamınıza uygun plan hazırlayan…

    Size iyi hissettirendir. Beslenme sürecinin bir psikolojik süreç de olduğunu bilen, destek veren…

    Size beslenmeyi öğreten ve bağımsızlaştırandır. Siz kontrol etmeyi öğrenirsiniz.

    Hızlı değil, doğru sonuç veren… Kasınızı koruyan, yağınızı azaltan, metabolizmanızı güçlendiren…

    Sizi sabırsızlığa karşı koruyan… Başarının bir haftada değil, alışkanlıklarda olduğunu hatırlatan…

    Bunları yapabiliyorsa işte o zaman “en iyi”dir.

    En Çok Kilo Verdiren Değil, En Sağlıklı Değişimi Sağlayan İyidir

    Tartı hikayenin sadece küçük bir kısmıdır. Gerçek değişim aynada, kıyafetlerinizde, enerjinizde, uyku kalitenizde, kan tahlillerinizde, kısacası hayatınızda olur.

    Bugün hala “En iyi diyetisyen en çok kilo verdiren midir?” diye düşünüyorsanız…

    Cevap: Hayır.

    En iyi diyetisyen, sizi sadece zayıflatan değil; sağlıklı, güçlü, sürdürülebilir bir yaşamla buluşturan kişidir.

    Ve bu yolculuk hız değil, bilinç ister.

    “Kilo vermek” değil, sağlıklı bir beden yaratmak ister.

    Sağlıklı günler dilerim.