İçeriğe geç

BİLİNÇSİZ ANTİBİYOTİK KULLANMAYIN!

    Kış ayları yaklaşıyor… Öksürük, boğaz ağrısı, hafif ateş derken hemen bir antibiyotiğe sarılanların sayısı maalesef hiç de az değil. “Bir kutu antibiyotik alırım, geçer” düşüncesi, maalesef toplumda en çok yapılan hatalardan biri. Bu ilaçlar sadece bakteriyel enfeksiyonlarda etkili olup, viral hastalıklarda hiçbir fayda sağlamaz. Antibiyotikler, basit bir vitamin ya da ağrı kesici değil; bilinçsizce kullanıldığında vücudunuza yarardan çok zarar verebilecek güçlü ilaçlardır.

    Antibiyotik Ne Yapar?

    Antibiyotikler, bakterilerin neden olduğu enfeksiyonları tedavi etmek için geliştirilmiş ilaçlardır. Virüslere karşı etkisizdir. Yani grip, soğuk algınlığı gibi viral hastalıklarda antibiyotik kullanmak fayda sağlamaz, aksine zararlıdır. Çünkü her antibiyotik kullanımında bağırsaklarınızdaki “iyi bakteriler” de yok olur.

    Bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca bakteri bağışıklık sistemimizin en önemli destekçileridir. Sindirime yardım eder, vitamin üretir ve hastalıklara karşı koruma sağlar. Siz antibiyotiği bilinçsizce kullandığınızda sadece “hastalık yapan bakteriyi” değil, sizi ayakta tutan bu dost bakterileri de öldürürsünüz.

    Antibiyotik Direnci

    Dünya Sağlık Örgütü’nün en büyük uyarılarından biri antibiyotik direncidir. Yani bakteriler, antibiyotiklere karşı bağışıklık kazanır. Bu durumda basit bir idrar yolu enfeksiyonu bile tedavi edilemez hale gelebilir. Bilinçsiz antibiyotik kullanımı artıkça bu risk büyüyor.

    Türkiye, ne yazık ki dünyada en çok antibiyotik kullanılan ülkelerden biri. Eğer bir uzman önerisi olmadan bilinçsiz antibiyotik kullanımlarına devam edersek, bunun sonuçlarını ilerleyen yıllarda daha ağır görebiliriz.

    Bağırsak Sağlığına Darbe

    Antibiyotiklerin en çok etkilediği alanlardan biri bağırsak sağlığıdır. Antibiyotik tedavisi sonrasında sık sık ishal, kabızlık, şişkinlik, mide ağrısı ve hatta uzun vadede bağışıklık düşüklüğü gözlemlenebiliyor. Çünkü bağırsak florası bozulduğunda, vitamin-mineral emilimi ve bağışıklık dengesi de bozuluyor.

    Bu yüzden antibiyotik kullanmak zorunda kaldığınızda mutlaka hekim önerisiyle ve doğru dozda alınmalı; aynı zamanda beslenmenizde probiyotik yoğurtlar, kefir, lifli gıdalar gibi bağırsak dostu besinlere ağırlık verilmelidir.

    Nelere Dikkat Edilmeli?

    Hekim reçetesi olmadan antibiyotik kullanmayın.

    “Komşuma iyi gelmiş” diye başlanılan antibiyotik sizin için doğru olmayabilir.

    Tedaviye başladıysanız, yarıda kesmeyin; direnç gelişimine zemin hazırlarsınız.

    Antibiyotik sonrası mutlaka probiyotik desteği alın.

    Basit bir soğuk algınlığında bol sıvı, vitamin ve dengeli beslenmeyi tercih edin.

    Kısacası, antibiyotikler hayat kurtarıcıdır ama yanlış ellerde tehlikeli bir silaha dönüşebilir. Her öksürükte antibiyotiğe sarılmak yerine bağışıklığınızı güçlü tutun, bedeninize kulak verin. Gerektiğinde tek bir doğru antibiyotik, yüzlerce yanlış antibiyotikten çok daha etkilidir.

    Sağlığın Anahtarı Tabağınızda

    Her hastalıkta antibiyotiğe ihtiyaç duymayız; çoğu zaman vücudumuzun kendi savunma mekanizması hastalıkla başa çıkacak güce sahiptir. İşte bu noktada beslenme en güçlü ilacımızdır. Bağışıklık hücrelerinin üretilmesi, antikorların çalışması ve iltihabi süreçlerin dengelenmesi için vitamin, mineral, protein ve sağlıklı yağlara ihtiyaç vardır. Düzenli olarak narenciye, kivi, kırmızı biber, yeşil yapraklı sebzeler gibi C vitamini ve antioksidanlardan zengin besinler tüketmek bağışıklık hücrelerinin aktivitesini artırır. Kabak çekirdeği, ceviz, deniz ürünleri, kırmızı et, mercimek gibi çinko, selenyum ve demir içeren besinler savunma sisteminin etkinliğini güçlendirir. Yoğurt, kefir gibi probiyotikler ve onların besini olan soğan, sarımsak, yulaf, muz, pırasa gibi prebiyotik lifler ise bağırsak florasını dengede tutarak hastalıklara karşı doğal bir kalkan oluşturur. Ayrıca yeterli protein alımı, ceviz, keten tohumu, yağlı balıkların içerdiği omega-3 yağ asitleri ve düzenli sıvı tüketimi vücudun hem enfeksiyonlarla savaşmasını kolaylaştırır hem de hastalık sonrası toparlanma süresini kısaltır. Kısacası, antibiyotiğe gerek duyulmayan hafif hastalıklarda doğru beslenme iyileşme sürecini desteklerken, genel olarak da bağışıklığı güçlü tutarak antibiyotiğe ihtiyaç duyma ihtimalimizi azaltır.

    Sağlıklı günler dilerim.